25 Kasım 2016

Suyun Karşı Tarafında Koreografi Hikayesi

Suyun Karşı Tarafında Koreografi Hikayesi
Suyun Karşı Tarafında Koreografi Hikayesi

   Deplasman yasaklarından sonra tam 6 yıl geçmişti. O zaman bu ailenin içinde bulunanlardan neredeyse tamamı değişmiş, bizler de dahil Kadıköy deplasmanına gidecek yüzlerce üniversite öğrencisinin ilk Kadıköy deplasmanı olacaktı. Herkes haftalar öncesinden kendini Kadıköy deplasmanına hazırlıyor, maç heyecanına neredeyse günler öncesinden giriyordu. Biz de biz dahil herkesteki bu heyecanın farkındaydık. Bizim de ilk Kadıköy deplasmanımız olacaktı. Ama bu deplasman biraz farklı olması gerekmekteydi. Bizim o stada gitmeden bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Eğer 6 yıl beklediysek bunun sonunda bazı şeyleri göstermemiz gerekirdi. Bazı konularda bırakın ülkeyi dünya üzerinde büyük yeri olduğunuzun farkındaydık ve bunlardan birini Kadıköy’de yapmamız lazımdı.

 

Engelsizde, basketbolda, Arena’da yaptığımız koreografilerden bir tanesini Kadıköy’de yapmak… Belki de yapabilecek en uç noktalardan biri. Önlemleri, kısıtlamaları düşünüp, yapabileceklerimizin çok kısıtlı olduğunu biliyorduk. Yaklaşık 2500 tane 4 yıldızlı bez parçası, set, logo ve de ufak bir sürpriz 🙂 Herkes bir gece öncesinde tamamen maç modundayken bizlerin tek düşüncesi bu bezlerin içeri girmesi konusuydu. Gecenin gündüzle birleştiği dakikadan itibaren kafadaki tek konu buydu. Sabah saatlerinde 4 yıldızlı bez parçaları hariç hepsi stada sokulmuş tek bir adım kalmıştı.

 

Sokakta herkes sağda solda beste söylüyor, maç saatini bekliyordu. Sokaktan arenaya toplanmaya gittikten sonra artık koreografi yapacağımızı duyurma vakti gelmişti. Çünkü bundan sonrası tamamen maça gidecek insanların o bezleri stada sokmasıydı. Koreografi olacağını söylediğimizde bizim günlerdir içimizde olan heyecanın bütün kardeşlerimize geçtiği belliydi. 6 yıl sonra ilk defa Kadıköy deplasmanına gidilecek ve orada koreografi yapılacak. Adımız tarihe altın harflerle yazılacaktı.

 

Tam da bu dakikadan itibaren her şey değişmiş bir anda stattaki daha önce izin alınan pankartlar toplatılmış, stada girerken götürülen bez parçaları da alınmaya başlanmıştı. İşte tam o vakit ne kadar büyük işler yaptığımızın farkındaydık. Sporun güzelliklerini sergilemenin engellendiğini görmeye başlamıştık. Bizler rakip taraftar gelsin bizim stadımızda yapsın biz de karşılığını onların stadında yaparız düşüncesindeyken bir anda bunları görmek hem tribün kültürü bakımından hem insanlık bakımından çok büyük farklılıklarımızın olduğunu görmüştük.

 

Her türlü olumsuzluğa rağmen riskler alınmış ve içeri sokulması başarılan 2000 e yakın bezle koreografi gerçekleşmişti. Kameraların bile çekmek için hazırlandığı Fenerbahçe’nin yapacağı koreografi günlerdir beklenirken, lacivert olan stadın kıpkırmızıya çevrildiğini görmek çok can yakmış olacak. O kadar can yakmış olacak ki yayıncı kuruluş bile koreografimizi göstermemiş üstüne üstlük koreografi (!) diye bahsettikleri yıllardır açılan Fenerbahçe bayrağını tekrar açarken açmayı beceremeyip stad hoparlörlerinden anons yapılarak açma kısmını da göstermemişti.

 

Evet biz çok büyük bir şey yapmıştık. Kendi statlarında yapılamayan koreografileri düşünerek onlara koreografinin nasıl yapılacağını göstermek için deplasmanda koreografi yapmıştık. Ufacık umutlarımızı, rüyalarımızı hayata geçirmek için her şeyi göze almıştık. Ufacık olan umutlarımızı kendimiz filizlendirip yine kendimiz açmıştık. Emeği geçen herkesin yüreğine sağlık.

 

Daha önce bizim dediğimiz gibi “Herkes Rütbesini Bilecek” artık onların da bizi onayladığı gibi “Herkes Haddini Bilecek”..

 

İlk günkü gibi. Hep ileri, daima ileri!.. #ultrAslanUNI

Paylaş: