16 Ağustos 2016

Süper Kupa Deplasman Hikayesi | Konya

Süper Kupa Deplasman Hikayesi | Konya
Süper Kupa Deplasman Hikayesi | Konya

Neredeyse 3 aylık bir aradan sonra herkese merhaba. Antalya’da suyun karşı tarafını evine gönderip tatile çıktıktan sonra bir kupayı daha müzemize götürmek için istikamet Konya’ydı. Konya bize alışıktı, biz de Konya’da kupa kaldırmaya 🙂 Türkiye’nin her yerinde kupa kaldırmayı alışkanlık haline getirmiş takımın taraftarı olarak Konya’nın yenilen stadını da es geçemezdik.

 

Uzun zamandır deplasman yolundan uzak kalmanın özlemiyle saatler öncesinden buluşulmuş geri sayıma başlanmıştı. Deplasman yolculukların karargahı olan İncirli üssü bu sefer her zamankinden daha da kalabalık daha bir dolu doluydu. Galatasaray Tribünü tüm alt gruplarıyla beraber 10dan fazla otobüsle birlikte freni patlamış kamyon misali Konya’ya doğru İncirli’den yola çıkıyordu. Biz de UNI olarak 2 otobüsü kapatıyor, koltukların yetmeyişine aldırış etmeden ayakta gidenlerle birlikte dolu dolu 2 otobüs Konya yoluna düşüyorduk. Gecenin ilerleyen saatlerinde, gündüz kendisini fazlasıyla hissetiren Ağustos sıcağı kendini yağmura bırakarak adeta  bizleri selamlıyordu.

 

Sabah ilk iş olarak 15 Temmuz günü hain saldırı sonucu 42 şehit verdiğimiz Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı’na ve kahraman şehidimiz ÖMER HALİSDEMİR’in görev yaptığı Ankara Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ziyarette bulunarak Konya yolumuza devam ediyorduk. Türkiye geneli “bilinen” 80 otobüsüyle Galatasaray Tribünü abisi ve kardeşiyle yine destan yazmaya gidiyordu. Her otobüste ayrı bir sevda, her bir koltuğunda ayrı bir hikaye saklıydı… 46 kişilik 403 model bir deplasman otobüsünün içine sığan kocaman dünyamız – hayallerimiz, sevinçlerimiz, üzüntülerimiz ve beraberinde getirdiği sayısız anılarımız.. Bir kenara bırakırsak elimizde olmayan bu duygusallığımızı, Galatasaray Tribünü yine öyle büyük bir birlik ve beraberlik içerisinde ki.. Bu durum ortaya çok büyük bir güç çıkarıyor. Konya yolunda atılan imzalar, yanan meşaleler, hem içeride tribünde hem dışarıda rakip tribünü sus pus etmeler… Bir araya geldiğinde ne denli büyük olduğunu ve dosta düşmana saldığı korkuyu gösteriyor.

 

Peki ya maç mı? Orada ise Muslera önderliğindeki futbolcularımız üstlerine düşen görevi fazlasıyla yapıyor ve sahada da üstün olan taraf yine biz oluyoruz. Galatasaray müzesine bir kupayı daha ekleyerek Konya’dan ayrılarak dönüş yoluna koyuluyoruz. Bir yanda kupa kazanmanın getirdiği mutluluk bir yanda deplasmanın beraberindeki tatlı yorgunlukla uykuya çekiliyor, kendimizi öğlene doğru İstanbul semalarında buluyoruz. Sezonun ilk deplasmanının sonuna gelirken bizler UNI olarak bu sene de yıllardır olduğu gibi Galatasaray’ın var olduğu her yere gelmeye devam edeceğiz!

 

Yaşasın Galatasaray Tribünü!
Yaşasın ultrAslan!
Yaşasın ultrAslan UNI!

Paylaş: