18 Şubat 2013

Akhisar ( Manisa ) Deplasman Hikayesi

Köftesiydi piyazıydı yere batsın salatası bağlasalar durmam ! En son kullanılacak cümle ile giriş yaptık. 🙂  Ama  bu deplasmanın ardından akla kalan köfte besteleri sanırsak yaratıcılık sınırlarını aştı. Bursa deplasmanından sonra geçen hafta Erkekler Basketbol Türkiye Kupası maçı için Eskişehir’deydik … Bursa deplasmanından sonra spontane gelişen bir Eskişehir deplasmanı ve arkasından Akhisar maçı için Manisa yolları … Cuma sabahı İstanbul haftanın son iş günü için yağmurlu bir havaya uyanırken, sabahın erken saatlerinde sarı kırmızı sevdasıyla güne uyananlar deplasif hareketler ile haftayı bitiriyordu …

Abisiyle kardeşiyle kol kola kenetlenmiş olarak otobüslerle yola çıkıyorduk … Tribüne yıllarını vermiş bu güzel insanlarla beraber deplasman yolculuğu yapmak hayatı yeniden yorumlamak gibi bir şeydi … İsim isim yazmaya kalksak unuttuğumuz çok isim olur. O yüzden genel anlatımla devam edelim … Aslında hep bilindik isimler onlar. Hep var olan isimsiz; Galatasaray askerleri …

Yağmurun yağmak ve yağmamak arasında ki kararsız tavırları altında yolumuza devam ediyoruz.  Eskihisar’dayız. Galatasaray feribotunu arıyor gözler ama bu sefer farklı bir feribota biniyoruz. İsminin Galatasaray olmaması bize fark eder mi ? Bizim olduğumuz her yer direkt olarak o ismi alıyor …  Hasret sona erdi,karanlıklar aydınlığa kavuştu ve Yılmaz Başkan bizlerle beraber deplasmanda … Özlemişiz !  Yılmaz Abi,feribotta tribünümüzdeki abilerimiz ile sohbet ederken bir anda besteler arka arkaya patlıyor … Hayatımız otobüste trenlerde geldi geçti. Bu taraftar bir gün olsun hiç uçağa binemedi. YILMAZ BAŞKAN ! Duy bu sesi. Uçak kaldır uçur bizi ….  Allah bu güzel birlik beraberlik karesini daim etsin. Topçular’dan sonra yolumuza devam ediyoruz. Hafif çiseleyen yağmurda eski deplasmanlardan arıza yaptığını bildiğimiz bir otobüsle devam ediyoruz.  Ara ara otobüsten bir çatırtı bir patırtı kopuyor … Eyvah diyoruz ! Ama bu sefer arıza yapmıyor. Arka 5’li efsaneler yaratmaya devam ederken. Orta sıralarda da gayet başarılı işler dönüyor 🙂 Yol güzergahımız üstünde 2 defa mola veriyoruz.  Manisa’ya yaklaşıyoruz. Yağmur inceden inceden yağıyor. Yer yer güneş geliyor gibi gözükse de akşamın erken çöken karanlığında Manisa’dayız … İçeri giriş öncesi klasik koşturmaca başlıyor. Pankartları asma davulları içeri sokma faslından sonra tribündeki yerimizi alıyoruz. Manisa’dayız ama deplasman tribünü bizler için çok yalan,çok yanlış bir kavram … Stadın kapasitesi 100 kişilik ise 80’i Galatasaray’lı ve 4 tribünde de varız. 2 kale arkası komple bizde …. Pardon ama Akhisar için Manisa deplasmanı ifadesi çok daha geçerli … Biz sadece kilometreleri kat ettik hepsi bu ! İlk yarıda gol sesi çıkmıyor. İkinci yarıda Drogba realitesi oyuna giriyor,sonrasında bir şeyler oluyor … Top onla buluşuyor gerisi çatır çatır geliyor … Galatasaray hak ettiği 3 puanı alıyor.

Galibiyet primi Köfteci Yusuf ! ( Köfteci Yusuf realitesi başlar ) Dönüş yoluna koyuluyoruz … Karınlar ufaktan acıktı tabi. Tam yola çıkıyoruz derken Emniyet’in gereksiz tuhaflıkları ile yolun belli bir yerinde durduruluyoruz. Lastik patlakmış onu değiştirin diye tutturuyorlar sonrasında gereksiz bir kaç prosedür daha koyup yol güzerhgahımızı değiştiriyorlar … Bu arada farklı bir yola girsek te Köfte ve Köfteci Yusuf ile alakalı çok rahat 10’un üstünde beste geliyor … Köftesiydi,piyazıydı yere batsın salatası ! Bağlasalar durmam …  Gelmeyecek köfteleri beklemek inan gibi ! İçim yanar içim kanar da İSYANNNNNN !  Çok uzun bir süre bu tür bestelerle devam etsek bile yol güzergahının değişmesi yolun uzaması bastıran yorgunluk v.s derken Köfteci Yusuf olayı sonraya kalıyordu … Alınan 3 puan,yapılan makaralar ve kenetlenmiş abi kardeş ortamı fazlasıyla yeterliydi … Yol normalden 3 4 saat daha uzamıştı. İnsanlar gazetelerini alıp maçın özetini bir kez daha okurken bizler İstanbul’a yeni giriyorduk …İstanbul’da hava gene yağmurun kararsızlığı içindeydi.

Ve bir deplasman hikayesi daha yerini yazıya bırakıyordu … Sırada kısmetse Schalke sonrasında Eskişehir hikayeleri ile devam.

 

Galatasaray tribününün varlığı,insanın hayatında ki en büyük hazinelerinden biri … Bu yazılarda o hazinenin en değerli emaneti.

 

 

Paylaş: